Feminist ideolojinin yanlışları, kendi içindeki tezatlıkları, ifadeleri ve icraatları arasındaki farklılıkları, cemiyetleri ifsat faaliyetleri o kadar fazladır ki, ne saymakla biter ne anlatılmakla. Biz bu yazımızda sadece bunlardan bir tanesi olan adaleti, siyaseti ve insanlarımızı esareti altına almış feministlerin dilinden düşürmediği zararlı erkeklik safsatasına temas edeceğiz.
Toxic masculanity, Türkçeye zehirli erkeklik olarak tercüme edilen safsata. Zehirli Erkeklik teorisinin günümüz tatbikatına bakılırsa, erkek cinsi doğuş baskıcı ve zalimdir, erkekler tabiatı gereği saldırgandır, cinsel olarak her zaman aktiftir bu hususiyetleri her zaman dile getirmekten ve tatbik etmekten asla çekinmez. Erkekler cemiyet tarafından verilmiş salahiyetler doğrultusunda kadınları ezmeyi şuurlu veya şuursuz kendine bir vazife olarak telakki etmiştirler. Erkeklerin bu zararlı tabiatına binaen, asırlardır kadınlar üzerinde tatbik ettikleri şuurlu ve şuursuz davranışları karşısında kadın cinsinin yüzyıllardır hayatta kalma mücadelesi verdiklerini iddia ederler.
Feministlere göre her yüzüne gelen bir erkek bu zalim erkeklik hususiyetleri ile doğarlar, kadınların ve cemiyetin huzur ve barış içinde yaşayabilmesi için erkekliğin tamamen ortadan kaldırılması gerekmektedir bu sayede kadınların ve cemiyetlerin refaha ve mutluluğa ereceğini iddia ederler. (LGBTİ faaliyetlerin güya kadın hakları ile birlikte hareket etmesinin arka planındaki ideolojik sebeplerinden bir tanesi erkekliğin tamamen zararlı olduğu düşüncesidir.)
Bizler hakkın tarafında olmalıyız hakkın tarafında olmak için de hadiselere adalet nazarinden bakmayı şiar edinmeye çalışmalıyız. Her nimet bir külfet getirir. Erkek cinsiyeti kadın cinsiyetin göre daha güçlü yaratılmıştır, bu nimetin külfeti olarak ta en zor işlerde ekseriyetle erkekler istihdam edilmiştir, Maden, inşaat, lojiktik... gibi çok fazla fiziki gücün zaruri olduğu sektörlerde ekseriyetle erkekler çalışmaktadır. Vatan müdafaası vazifesi erkekler seve seve ifa ederler. Erkeğin fıtratı gereği gücünü, feministlerin ettiği kadınlar ve çocuklara eziyet etmekte değil bilakis kadınları ve çocukları koruma yönünde kullanmaktadır. Bu demek değildir ki bütün erkekler kadınlara karşı kusursuz bir iyilik meleğidir fakat feministlerin iddia ettiği gibi gaddar bir zulüm makinesi hiç değildir.
Bir cemiyetin refahı ve asayişi o cemiyet içindeki erkeklerin fedakârlığı ve hakka olan sadakati arasında görünmez bir bağ vardır. Karaları sular üzerinden birbirine bağlayacak köprüleri yolları ekseriyetle inşa eden erkeklerdir, uzak mesafeleri yakın eden ulaşım vasıtaları, evde günlük hayatımızı kolaylaştıran çamaşır bulaşık makinesi gibi icatlar erkeklerin eseridir. Erkekler vatan güvenliğinde ve asayişte birince derece rol alırlar. Sizlere sormak isterim en son yaşanan 2016 yılındaki hain darbe girişiminde kaç tane erkek vatandaşımız canını feda etmiştir. 2023 yılında ülkemizin yaşadığı o elim deprem felaketi sonrası kaç erkek kendi canına tehlikeye atarak enkazdan insan kurtarma faaliyetlerine katılmıştır. Kızılay’a yapılan kan bağış sayılarında erkeklerin bariz bir üstünlüğü görülür.
Güç’ü şuursuzca kullanıp kendinden daha güçsüz insanlara zulmetme hadisesi maalesef dünya yaratıldığından beri vardır ve kıyamete kadar da olacaktır biz bu imtihan dünyasında zülüm hadiselerini en aza indirmek için mücadele etmekle mükellefiz. Feministlerin bilhassa iddia ettiği gibi münferit hadiseler haricinde, erkek sırf erkek ve güçlü olduğu için sistemli bir şekilde kadına karşı sırf kadın olduğu için acımasız bir zülüm hadisesi mevzu bahis değildir. Feministler münferit hadiseleri istinat alarak bütün erkekleri zalim, sapık, istismarcı olarak idrak tanımlarlar arada bir de biz aslında biz bütün erkekleri kastetmiyoruz da diyerek te hileli yönlendirme tekniklerini en ince teferruatlarına kullanmayı ihmal etmezler. İnsan günahı ve sevabıyla insandır, insan olmanın cinsiyeti olmaz. Bütün Kadınları hayatı boyunca günahtan ve hatadan münezzeh tutan bu anlayış bütün erkekleri ise tamamen cani olarak kodlamıştır. Kadınlar da insan türünün bir parçası değil de hatadan, yanlış hareketlerden münezzeh tutuyor da erkekler de insan değil de hayatları boyunca hep canilik peşinde koştuğunu iddia ediyor. Alın size bir feminist tutarsızlık daha. Çocuk cinayetinin faillerin büyük kısmı maalesef kadınlardan teşekkül etmektedir. Aynı mantıkla hareket ederek çocuk cinayetleri bahane göstererek bütün kadınlar doğuştan cani gösterilse bu adalete vicdana sığar mı? Feministler bu suale nasıl cevap verirler acaba.
Ülkemizin hukuk sistemi, medyanın, siyasetin erkeği bakışı maalesef zararlı erkeklik teorisinin ifsadından nasibini fazlaca almıştır. Milyonlarca erkeği sorgusuz sualsiz evinden atan 6284 sayılı kanun, erkeklere karşı yapılan haksızlıkların membaı olan günümüz medeni kanunu bu zararlı erkeklik teorisinin ifsatlarından birkaç tanesidir.