FEMİNİZM DÜNYA VE TÜRKİYE ÜZERİNDEKİ TAHRİBATI
Günümüz dünyasında bütün gelişmiş ülkeler ve gelişmekte olan ülkelerin büyük bir kısmı nüfus krizi ile karşı karşıyadır. Yapılan istatistik çalışmalarına göre bir ülke nüfusunun sabit kalabilmesi için doğum oranının en az 2.1 olması gerekmektedir. Gelişmiş ülkeler arasında sayılan Kore 0,7 doğum oranı ile listenin en sonunda yer alırken, iktisadi olarak gelişmemiş sayılan çoğu Afrika ülkesinin doğum oranı dünya geneli doğum ortalamasının üzerindedir. İstatistikleri tetkik ederek Feminizmin Aile üzerindeki tahribatı hakkında bir fikir sahibi olabiliriz. Dünya da ve Türkiye de evlilik sayıları ve azalmakta, doğum oranları dramatik bir şekilde düşmekte, boşanma sayıları her geçen gün rekor kırmaktadır. Nihai olarak aile müessesi Türkiye ve Dünya da çökme arifesindedir. Aile müessesisin çöküşünü sadece feminizm bağlamak her ne kadar yanlışsa feminizm aile müessesi çöküşünde oynadığı rolü es geçmekte o kadar yanlıştır. Bazılarının iddia ettiği gibi bu çöküşte en büyük rol sahibi iktisadi sebepler olsaydı, iktisadi olarak refah seviyesi ulaşmış, gelişmiş devletlerde aile müessesinin çok güçlü olması gerekirdi. İstatistikler bize bunun tam tersini göstermektedir.
İnsan kelimesi “üns” kökünden türetilmiştir. Üns barış içinde yaşama, kaynaşma, ünsiyet ise arkadaşlık ve ahbaplık, dostluk demektir. İnsan kelimesinin “Üns” kökünden gelmesi bizim medeniyetimizde insanın ne kadar içtimai bir canlı olduğunun ve beraber yaşamaya muhtaç olduğunun müşahhas delilidir. Feminizm akımları güya kadın haklarını müdafaa ettiği bahanesiyle insanın özü olan üns haline savaş açmıştır, aile mefhumuna karşı harp ilan etmiştir. İstatistikleri incelediğimizde, etrafımızı dikkatlice müşahede ettiğimizde feminizmin bu harpte bir sürü cepheyi ele geçirdiğini rahatlıkla fark edebiliriz. Gelin hep beraber Aile müessesesinin dünya üzerindeki çöküşüne dair haberlere, bu çöküşün yankılarına bir göz atalım.
- Japonya ve İngiltere de tek başına yaşayan insan sayısının fazlalığı yüzünden Yalnızlık Bakanlığı Kurulmuştur.
- Tohoku Üniversitesi Yaşlı Ekonomisi ve Toplumu Araştırma Merkezi'nde profesör olan Hiroshi Yoshida, yıllardır süren nüfus azalması nedeniyle Japonya'da 2720 yılında 14 yaşın altında sadece bir çocuk kalacağını iddia ediyor. Hükümet, nüfusun yeniden artması için yollar arıyor.
- Çin Halk Cumhuriyetinde 30 yaşını geçmiş evlenmemiş 150 milyon civarı bekâr kadın 160 milyona yakın da bekâr erkek olduğu tahmin edilmemektedir. Hükümet bu kadar sayıda insanın bekâr kalmasının ülkenin geleceği açısından bir beka meselesi olduğunu beyan etmiştir.
- Güney Kore Cumhuriyetinde doğum oranını 0,7 kadar düşmüştür. Bu oran en düşük doğum oranı olarak kayıtlara geçmiştir. Hükümet bu mevzuda acil durum ilan etmiştir.
- Papa Franciscus, 2022 yılında anne ve çocuklarına seslenerek, "Oğullarınızın gömleklerini ütülemeyi bırakıp geç kalmadan evlendirin. Erkekler; siz de evlenmekten korkmayın. Zorluklar her ailede olur" dedi.
- İtalya'nın Sicilya adasında 2020 yılında evliliklerin aşırı azalması üzerine teşvik amacıyla bölgede evlenecek çiftlere 3 bin Euro’ya kadar ikramiye verileceği duyuruldu.
- İngiltere'nin aile içi sorunlar konusunda en deneyimli yargıcı Lord Coleridge "aile sisteminin çökmesi, gençleri suça ve şiddete yöneltiyor" uyarısında bulundu.
- İngiltere'de aile sisteminin "toptan çöküş" içinde bulunduğunu, hükümetin ise bu durumu önlemek için hiçbir önlem geliştirmeye yanaşmadığını belirten Coleridge, bu çöküşün gençliği uyuşturucu ve beraberinde gelen suçlarla buluşturduğunu kaydetti.
Aile müessesesinin Çöküşü Türkiye’de nasıl yankı buluyor,
- Türkiye’de 2025 Yılı Aile yılı olan ilan edildi.
- Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan “ “Modern birey daha yalnız, daha zayıftır. Gelişen iletişim araçları modern bireyin yalnızlığına çare olamamıştır. Bunun olumsuz etkilerini çok geniş bir alanda hep birlikte görüyoruz. Evlenme yaşı yükseliyor, boşanma oranları artıyor, çocuk sayısı düşüyor. Boşuna 3 çocuk demiyoruz.” dedi.
- Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2025’in “Aile Yılı” olarak ilan edildiğini belirterek, “Güçlü ailenin güçlü devlete giden yolların taşlarını döşediği sadece sosyolojik bir tespit değil tarihi bir hakikattir” dedi. Erdoğan yeniden “üç çocuk” çağrısını tekrarladı ve bir kez daha LGBTİ+’ leri hedef aldı.
- Avrupa İstatistik Ofisi’nin (Eurostat) açıkladığı son veriler de ülkemiz adına kaygı verici rakamları ortaya koydu. Türkiye’de evlenme hızı son 10 yılda binde 9’dan binde 6,8’e geriledi. Daha önceki yıllarda Türkiye, evlenme artış hızında 27 Avrupa ülkesi arasında birinci iken bu yıl gerileyerek 4’üncü sıraya yerleşti. Litvanya, Romanya ve Güney Kıbrıs evlenme hızı sıralamada ülkemizi geride bıraktı.
- Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. İsmet Koç “ Doğum sayısı şu anda 1 milyon 500 binden 958 bine düştü. Türkiye, 1,51 doğum oranıyla birçok Avrupa ülkesinden geride kalıyor. 2021 verilerine göre, çekirdek aileler yüzde 70 seviyesinde sabitlenmiş durumda. Özellikle üç ve daha fazla çocuklu çekirdek aileler azalıyor. Geniş ailelerin oranı yüzde 8'e kadar geriledi. Her beş aileden biri 'dağılmış aile' olarak tanımlanan yapıya dönüşüyor. (Ölüm, boşanma, ayrı yaşama gibi nedenlerle eşlerden birinin ya da her ikisinin bulunmadığı yapılar) Artık iki çocuklu aileler bile azalıyor. Bir çocuk doğurma eğiliminin yaygınlaştığını hatta bazı bölgelerde çocuksuzluğun da norm haline geldiğini görüyoruz" şeklinde konuştu.
Görüldüğü Dünya ve Türkiye üzerinde aile müessesinin çöküşü yaşanmakta ve devletler kendilerine tedbirler almaya çalışmaktadır ama bu tedbirlerin bir işe yaramadığı görülmektedir. Bu çöküşü sadece iktisadi sebeplere bağlamak yanlıştır. Bu çöküşü sadece iktisadi sebeplere bağlamak Nasrettin Hocanın ahırda kaybettiği iğnesini ahır karanlık olduğu için sokakta aramasına fıkrasına benzemektedir. Feminist ideolojilerin cemiyet nizamını kötü cihette değiştirmeye çalışması, hukuk sistemini suiistimale açık hale getirmesi, kadını erkeği ve erkeği kadına karşı kışkırtması, kadını metalaştırması, erkeği itibarsızlaştırması gibi ifsat faaliyetleri Aile müessesinin temelini sarsmaktadır. Gelin hep beraber bu çöküşü durdurmak, yeniden mutlu mesut ailelere kavuşmak için beraber mücadele edelim.